Karayolları Zorunlu mali sorumluluk ( Trafik ) sigortası ülkemizde en çok konuşulan sigorta ürünlerinin başında geliyor.
Trafik sigortası, motorlu araçların işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanmasını amaçlayan temel bir sorumluluk sigortasıdır. Bu kapsamda, bir trafik kazası sonucu karşı araç veya maddi varlıklara verilen hasar, yolcu veya yaya yaralanmaları, sürekli sakatlıklar ya da ölümle sonuçlanan olaylar trafik sigortasının teminat alanına girer. Örneğin, şehir içinde meydana gelen bir kazada karşı aracın ağır hasar alması, aynı kazada bir yayanın uzun süreli tedavi gerektiren bir sakatlık yaşaması veya bir yolcunun yaşamını yitirmesi, çevredeki işyerlerinin zarar görmesi gibi durumlar, sigortanın devreye girdiği tipik senaryolardır. Ancak bu tür olayların mali sonuçları, günümüz ekonomik koşullarında çoğu zaman zorunlu trafik sigortası limitlerinin çok üzerinde gerçekleşiyor.
Her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından artırılan trafik sigortası teminat limitleri, nominal olarak yükseliyor olsa da yüksek enflasyon, döviz kuru baskısı ve otomotiv sektöründeki maliyet artışları dikkate alındığında reel anlamda yetersiz kalmaktadır. 2026 yılı için teminat limitleri Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından belirlendi. 27/12/2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile birlikte ödenecek maddi tazminat tutarı araç başına 400.000 TL. kaza başına ise 800.000 TL.’ye yükseltilmiş oldu. Özellikle ithal yedek parça oranının yüksek olması, işçilik giderlerinin artması ve araç teknolojilerinin karmaşıklaşması, basit bir maddi hasarın dahi kısa sürede bu limitlerin üzerine çıkmasına yol açmaktadır. Bu durum, sigortanın temel amacı olan riskin sigortacıya devri ilkesini zayıflatmaktadır.
Bedeni zararlar açısından bakıldığında ise asgari ücretteki artışlar, tazminat hesaplamalarını doğrudan etkilemektedir. Destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatları, güncel gelir seviyeleri ve yaşam beklentisi dikkate alınarak belirlendiğinden, ağır bedeni hasar içeren kazalarda trafik sigortası teminatlarının çoğu zaman yetersiz kaldığı aşikâr. Limitin aşılması halinde ortaya çıkan fark tutarlar, doğrudan araç sahibinden talep edilmekte ve ciddi finansal riskler doğurmaktadır.
Hasar maliyetlerini artıran bir diğer önemli unsur ise uzayan yargı süreçleri ve hasar ekosisteminin genişlemesidir. Davaların yıllarca sürmesi, yasal faiz yükünü artırırken; değer kaybı talepleri, yargı ve avukatlık giderleri ve çeşitli aracı yapıların sürece dâhil olması toplam tazminat tutarını önemli ölçüde yükseltmektedir. Günümüzde birçok hasar dosyasında, asıl maliyet kalemlerinin bu yan unsurlardan oluştuğu görülmektedir.
Limit yetersizliği ile birlikte manevi tazminat talepleri de özel bir önem taşımaktadır. Zorunlu trafik sigortası, mevzuat gereği manevi tazminatları kapsam dışı bırakmaktadır. Oysa özellikle ölümle veya ağır bedeni zararla sonuçlanan kazalarda, mağdur veya yakınları tarafından talep edilen manevi tazminatlar yüksek tutarlara ulaşabilmektedir. Mahkemeler, olayın ağırlığı ve kusur durumuna göre araç sahibi aleyhine ciddi manevi tazminatlara hükmedebilmektedir.
Tüm bu gelişmeler ışığında, İhtiyari Mali Sorumluluk (İMM) Teminatı, araç sahipleri için tamamlayıcı bir teminat olmanın ötesinde yalnızca limit artırımı değil, kapsam genişletici bir güvence sunmaktadır. Trafik sigortasının yetersiz kaldığı durumlarda devreye giren İMM teminatı, yüksek tutarlı tazminat taleplerine karşı etkili bir koruma sağlar.
Önceki yıllarda sadece kasko ürünü içerisinde sunulan bu teminat için artık birçok ürün mevcut. Alışageldiğimiz kasko poliçeleri yanında diğer teminatları kısıtlanmış veya kapsam dışı bırakılmış Dar Kasko poliçeleri, Ferdi kaza poliçelerinin içerisinde verilen İMM teminatları veya salt bu teminat için hazırlanmış poliçeler bulunuyor.
Son olarak, manevi tazminat teminatı da dahil olmak üzere İhtiyari Mali Sorumluluk poliçelerinin standart paketler üzerinden değil, sigortalının kullanım şekli, sürüş alışkanlıkları, araç tipi ve maruz kalınan riskler dikkate alınarak değerlendirilmesi büyük önem taşır. Bu nedenle poliçe seçiminin, mevzuata ve hasar uygulamalarına hâkim işin uzmanı bir sigorta danışmanı eşliğinde yapılması, hem eksik teminat hem de gereksiz maliyet riskini ortadan kaldırarak doğru ve sürdürülebilir bir koruma sağlar.